....

29 Ekim 1926 yılında Sinop'ta doğdu. Babası Adana'nın Kozan ve Saimbeyli bölgesinde yaşamış olan Kozanoğullarından Mehmet Sabri Erbakan. Ağır ceza reisi olan babasının birçok yerde görev yapmış olması dolayısıyla çocukluğu muhtelif Şehirlerde geçen ERBAKAN'ın annesi de Sinop'un tanınmış ailelerinden birinin kızı olan Kamer Hanım'dır.

Necmettin ERBAKAN ilkokul'a Kayseri Cumhuriyet İlkokulu'nda başladı, babasının Trabzon'a tayin olması dolayısıyla ilkokul öğrenimini burada okul birincisi olarak tamamladı. İskenderpaşa Camii İmamı olan Şeyh Mehmet Zahid Kotku, Erbakan üzerinde ahlaki olgunlaşma bakımından derin bir etkiye sahiptir. 1937 yılında ilk tahsilini tamamladıktan sonra aynı yıl İstanbul Erkek Lisesi'nde orta tahsiline başladı. 1948 yılı yaz döneminde İTÜ Makine Fakültesinden mezun olan ERBAKAN aynı yılın 1 Temmuz'unda Makine Fakültesi Motorlar Kürsü'nde asistan olarak göreve başladı. 1948-1951 yılları arasındaki bu 3 yıllık asistanlık döneminde o zaman doktora tezine tekabül eden yeterlilik tezini hazırladı. Sınıflarda ders vermek doçent ve profesörlerin yetkisinde olmasına rağmen kendisi asistan olduğu halde ders vermesine izin verilmiştir. 

Yeterlilik tezindeki başarısından dolayı üniversite tarafından 1951 yılında Aachen Teknik Üniversitesi'nde ilmi araştırmalar yapmak, bilgi ve görgüsünü artırmak üzere Almanya'ya gönderilen ERBAKAN, Alman ordusu için araştırma yapan DVL araştırma merkezinde Profesör Schimit ile birlikte çok başarılı çalışmalar yaptı. Aachen Teknik Üniversitesi'nde çalıştığı 1.5 yıl süre içerisinde, bir tanesi doktora tezi olmak üzere 3 tez hazırlayan ERBAKAN, Alman üniversitelerinde geçerli olan "DOKTOR" unvanını aldı. Alman Ekonomi Bakanlığı için motorların daha az yakıt yakmaları konusunda başarılı araştırmalar yaptı.  Tezin mecmualarda neşredilmesi üzerine o tarihte Almanya'nın en büyük motor fabrikası olan DEUTZ motor fabrikalarının umum müdürü Prof. Dr. FLATS tarafından Leopar tanklarının motorları ile ilgili araştırmalar yapmak üzere bu fabrikaya davet edildi. II. Dünya Harbi'nden sonra Alman üniversitelerinde ilk Türk ilim adamı olan ERBAKAN, 1953 yılında doçentlik imtihanını vermek üzere İstanbul'a döndü. İmtihan sonucunda 27 yaşında Türkiye'nin en genç doçenti olma başarısını gösteren Necmettin ERBAKAN, araştırmalar yapmak üzere tekrar Almanya'nın DEUTZ fabrikalarına gitti. Burada 6 ay süreyle motor araştırmaları başmühendisi olarak, Alman ordusu için yapılan araştırma çalışmalarına katıldı.

....

1953'ün Kasım ayında İstanbul Teknik Üniversitesi'ne dönen ERBAKAN, Mayıs 1954 - Ekim 1955 yılları arasında askerlik görevini ifa etti. 6 aylık yedek subay öğreniminden sonra 6 ay asteğmen, 6 ay da teğmen olarak görev yaptı. Askerlik görevinden sonra tekrar üniversiteye dönen Necmettin ERBAKAN 1956 yılında Türkiye'de ilk yerli motoru imal edecek olan, 200 ortaklı Gümüş Motor A.Ş.'yi kurdu. 1960 yılında Ankara'da yapılan Sanayi Kongresi'nde Gümüş Motor'un yaptığı imalatları sunan ERBAKAN "Yeni hedef otomobillerin Türkiye'de yapılmasıdır" fikrini ortaya atmış, o zaman yönetimde olan askerler tarafından revaç bulan bu fikir üzerine Eskişehir Demiryolları CER atölyesinde "DEVRİM OTOMOBİLİ" adıyla ilk yerli otomobil ERBAKAN tarafından imal edilmiştir.

1965 yılında profesör olan ERBAKAN, Şubat 1966'da Odalar Birliği Sanayi Dairesi Başkanlığına getirildi. Daha sonra Genel Sekreter olan ERBAKAN, 1968 Mayıs'ında Odalar Birliği İdare Heyeti Üyesi, Mayıs 1969'da da Odalar Birliği Başkanı oldu. O zamanki hükümet her türlü kanuni hükümleri hiçe sayarak ERBAKAN'ı polis zoruyla görevinden uzaklaştırdı.

Necmettin ERBAKAN 1967 yılında Nermin Hanım ile evlendi. İki kızı ve bir oğlu oldu.

Sanayiye gerekli ilginin gösterilmemesi üzerine siyasete atılmaya karar verdi. ERBAKAN, 1969 seçimlerinde Konya'dan bağımsız olarak adaylığını koydu ve seçilerek Meclis'e girdi. 24 Ocak 1970 yılında Milli Görüş'ün ilk partisi olan Milli Nizam Partisi'ni kuran ERBAKAN, 1971 Nisan'ında ihtilal yönetiminin de baskısıyla, Milli Nizam Partisi antidemokratik bir biçimde kapatılınca kısa bir süreliğine İsviçre’ye gitti.

İkinci kurduğu parti Milli Selamet Partisiydi. 1974’den 1978’e kadar çeşitli koalisyon hükümetlerinde yer aldı ve Başbakan Yardımcılığı ile Ekonomik Kurul Başkanlığı görevini yürüttü. Bu dört yıl boyunca Türkiye’nin maddi ve manevi kalkınmasına yoğunlaştı, Kıbrıs Zaferinde önemli rol oynadı, Ağır Sanayi Hamlesini başlattı, İslam Konferansı Örgütü’ne tam üyeliği sağladı ve İmam-Hatip Lisesi mezunlarına üniversite giriş sınavında eşit hakları garantiledi. 12 Eylül darbesinden sonra parti kapatıldı ve Erbakan siyasi olarak yasaklandı.

1987 yılında Refah Partisi ile aktif politikaya geri döndü. Meclise milletvekili olarak girdikten sonra, belediye seçimlerinde ileride devrim olarak nitelenecek tarihi bir başarı elde etti. 1995 seçimleri sonunda Türkiye’nin en büyük partisi oldu. Ve Erbakan 28 Haziran 1996’da 54. Hükümeti kurarak Başbakan oldu. Koalisyon Hükümeti 11 ay dayanabildi.  Bu süre içinde, herkesçe bilinen  “YAŞANABİLİR TÜRKİYE”, YENİDEN BÜYÜK TÜRKİYE”, “YENİ BİR DÜNYA” ideallerine ulaşmak için mücadele etti. İç ve dış borç almadan denk bütçe yaptı. Kaynak paketleri ve havuz sistemiyle 30 milyar tasarruf yaptı.

Uluslararası arenada ise G-8’e karşı barışçıl bir yol olarak D-8 hareketinin temelini attı. Bu son adım dünyanın gizli yöneticilerini harekete geçirdi. Böylece tekrar anti-demokratik süreç başladı ve Erbakan post-modern bir darbe ile Başbakanlık görevini bırakmaya zorlandı. Siyasi olarak tekrar yasaklandı ve partisi kapatıldı. Milli Görüş yoluna Fazilet Partisi ile devam etti. Bu partide seçilmiş bir milletvekilinin başörtüsünü çıkarmaya zorlanması üzerine kapatıldı.

Erbakan ile Müslümanların siyasi ve coğrafi algıları Türkiye'de ve İslam dünyasında değişti. İslam, Türkiye'nin son 200 yıllık tarihinde kalplere ve camilere hapsedildi, Müslümanlar ikinci sınıf insan muamelesi gördü. Onunla, Türkiye Müslümanları ülkenin geleceğindeki en güçlü ses olmak zorunda olduklarına inandılar. O, Müslüman ülkelerinin kaynaklarının çeşitlilik bakımından ne kadar zengin olduğuna inandı ve bu kaynakların hükümete gelince nasıl kullanılabileceğini gösterdi.

Onunla, Müslümanlar; Birleşmiş Milletler, NATO, Avrupa Birliği gibi uluslararası organizasyonların ikiyüzlülüğünü tanıdı ve dünyanın gizli ve gerçek yöneticilerini öğrendi. Böylece siyasi, ekonomik, askeri ve medya güçlerinin gözünde affedilmez hatalarından sorumlu görüldü. Onlar asla onun sunduğu çareleri anlamaya çalışmadılar, bunun yerine hayalperest olarak nitelediler. Bu nedenle hep iftira, soruşturma ve suçlamalara maruz kalmıştır.

Erbakan'ın en belirgin özelliklerinden biri, idealleri ve inançları uğrunda gösterdiği azim ve istikrar ile imkânsızlığı asla kabul etmeyişidir. Erbakan’ın mücadelesi politik arenada Saadet Partisi ile devam etmektedir.

Erbakan 28 Şubat 2011 saat 11:40’da kalp yetmezliği teşhisi ile Ankara Güven Hastanesinde vefat etti. Cenazesi İstanbul’a getirilerek, Fatih camiindeki cenaze namazının ardından, tabutuna eşlik eden milyonların katılımı ile 4 km uzaklıktaki Merkez Efendi Mezarlığına, eşi Nermin Hanım’ın yanına defnedilmiştir. O devlet töreni istemedi ancak hükümet ve devletin üst yetkilileri katıldı.

Allah’ın rahmeti üzerine olsun.