Gençlik üzerine herkes tarafından kabul edilen bir gençlik tanımı ve yaş aralığı yoktur. Birleşmiş Milletler (UN), Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumu (UNESCO) ve Dünya Bankası (WB), 15–24 yaş aralığındaki kişileri, Avrupa Birliği ise bazı çalışmalarında 15 – 25, bazı raporlarında da 15-29 yaş aralığındakileri “genç” olarak tanımlamaktadır. Türkiye’de ise gençlik tanımında kullanılmak üzere belirli bir yaş aralığı ifade edilmemekle beraber; 15 – 25 yaş aralığındaki kimseler genç olarak kabul edilmektedir.

Batılı ülkeler tanımlarında genci sadece madde olarak görmüş ve yaklaşımlarıyla; belli yaşa kadar sorumluluk alamayan, bencil, tüketen, menfaatçi, topluma yük ve sorun olan bir gençlik ortaya koymuştur.

Oysa genç; bütün insanlığın saadeti için çalışandır.

Gençlik: maddî ve manevî bilgilerle mücehhez, “nefis terbiyesi görmüş”, herkese iyilik yapmayı, cemiyet için faydalı olmayı gaye edinmiş bir gençlik olmalıdır.

İslami geleneğin ortaya koyduğu kabuller de genel olarak gençliği buluğ çağı ile başlatmakta ve 32 yaşına kadar varmaktadır. Peygamberimiz Hz. Muhammed (S.A.V.), gençlerin manevî mertebeleriyle ilgili olarak onların Allah katındaki yerlerinin ayrıcalıklı bir noktada olduğunu ifade etmiştir. “Yedi sınıf insan vardır ki, Allah, kendisinin gölgesinden başka hiçbir gölge bulunmayacağı günde bu kişileri kendi rahmet gölgesinde gölgelendirecektir. Bunlardan biri de, Rabbine ibadet ve itaatle hayatını geçiren genç insan” (Buharî) diyerek sadece kendi nazarında değil, Allah katında da gençlerin değerine vurgu yapmıştır.

İslam’ın ilk yıllarında olduğu kadar, ilerleyen yıllarında yani Medine döneminde de gençlere apayrı bir önem vermiştir. Her türlü haksızlık ve diğer devletler karşısında psikolojik eziklikten kurtulmayı, bunun içinde o günkü dünyanın en büyük iki devleti olan Bizans ve Sasani devletlerinin fethini hedef ve ideal olarak gençlerin önüne koyup, onların siyasi şuurlarını da açık tutuyordu. Mekke’de işkenceler altında kendilerine bir sığınak bulmaya çalışan bu küçücük ama idealist gençler topluluğundan, ülkeler fethederek büyük bir devlet kuran ve İslam’ın evrensel değerleri üzerinde yükselerek insanlık adına ihtişamlı bir medeniyet inşa eden genç nesiller, hep bu yüksek ruh ve ulvî ideallerle yetişmiştir.

            Türkiye nüfusu 2013 yılında 76 481 849 kişi iken bu nüfusun 20 206 953 kişisi “15-30” yaş grubundaki genç nüfustan oluştu. Bu yaş aralığındaki genç nüfusun toplam nüfus içindeki oranı ise &,4’dır. Avrupa ülkeleri içerisinde bu oranla en genç nüfusa sahip ülkesi Türkiye’dir.

Aynı şekilde dünya nüfusunun yaş ortalaması 28, Hıristiyanların 30, Yahudilerin 36 olmasına rağmen, 23 yaş ortalaması ile Dünya’daki en genç nüfusa sahip ülkeler, Müslüman ülkelerdir.

Bir değer olarak görülen ve tüm insanlığın saadeti için çalışan, fedakâr, idealist, milli ve manevi değerlere sahip, ahlaklı, maddeten ve manen donanımlı aksiyon sahibi gençlerin yetiştirilmesi Saadet İktidarının en temel hedefidir.